Tekerleklerin Üstünde Kayan Dünyalar :))

Çocukluğumdan beri en çok istediğim şeylerden biri paten kaymaktı. Ancak annemin çocuğunu aslandan korurcasına patenden korumasından dolayı başlama fırsatım olmadı olamadı :)) Maalesef sevgili annecim ayaklarımın bire bir yere basmadığı hiç bir etkinliği desteklemedi :)) Bisiklet de bunlara dahil tabi ama bisikletin durumu biraz daha farklıydı. Canım ablamın bisikletle artistik havalı hareketler yapmaya çalışması ve bunun ardından denize uçması bizim bu aktiviteleri biraz körükledi. Dört tekerden iki tekere geçemeden annecim evde ki bütün tekerlekli ürünleri kaldırdı ve sonra da eve giremedi bir türlü :))
Paten

Ramazan'da Caz Dinlemeyen Kalmasın :)))

Yazının başlığı kulağa çok hoş geliyor dimi bende yazarken çok sevdim :) Haa başlık bulmak için çok da uğraştın mı acaba Nilay derseniz yok valla çok uğraşmadım. Mesajı açık net kafa karıştırmadan verelim dedim. Zaten etkinliğin takvimini inceleyip Yasmine Hamdan'ın ismini görünce içim bir pır pır oldu. Kim bu kızımız diyenler olabilir. Only Lovers Left Alive filmini izleyenlerin aklında hemen ışık yanmıştır hiç şüphem yok. İzlemeyenler için ise Sadece Aşıklar Hayatta Kalır filminin güzel sesli kızı 5 Temmuz akşamı Ramazan'da Caz etkinlikleri kapsamında Türkiye'de olacakmış.  

İstanbul'da Bir Cennet Kulindağ :)))

İstanbul'da yaşayanlar için çok yol gitmeden yeşilliğe kavuşmak en büyük hayaller arasında yer alıyor. Anlayacağınız yeşile özlem büyük 'Her yer bina Her yer inşaat' denilebilir. Hafta sonu uzak bir yere gitmek istesek trafik var gitmesi dönmesi bütün gün gidiyor. Zaten bir hafta sonu var insan dursun zaman akmasın istiyor. İşte tam bu noktada Kulindağ hayat kurtarıyor.

Kulindağ

Öyle Güzelsin Ki Kuş Koysunlar Yoluna....

Bundan üç sene öncesinde Leyla ile Mecnun'da izleyenler bilir Yavuz sevgilisine şiir okur, kitap okur sizde dinlerken kaybolur gidersiniz. Bu bölümlerden birinde elinde bir kitap vardı. Öyle derinden sözleri vardı ki kitlenip kalmıştım. Sonrasında sanırım o zamandan beri bu kitabı arıyorum. Bugüne kadar aradığım bir kitaba ulaşamama durumum hiç olmamıştı. Ne biliyim ikinci elde kitap hiç sormamıştım. Artık zaman öyle hızla ilerlemişti ki herhangi bir kitaba ulaşamamak duygusuna sanırım sahip değildim. İlk defa Nilgün Marmara'nın 'Kırmızı Kahverengi Defter' kitabı ile bu duyguları yaşadım. İlk defa bir kitabı bulamadığım için üzülmüştüm.


Beş Kardeşin Beşi Bir Olmaz ki ;)))

Bu yıl başladığına çok sevindiğim bir dizi vardı.  Onur Ünlü'nün yeni dizisi Beş Kardeş :)) İlk bölümünü izlediğimde tamam işte demiştim Leyla ile Mecnun'un bıraktığı yerden alıp götürücek, onun gibi olmayacak ama aynı duyguları yaşatacak bir dizi başlamış. Sonra reytinge yenik düştü ve Haziran ayına ertelendi diye bir haber geldi. Dedim ki ertelendi ama başlamaz. Bu aksam ne görim başlamışşş :)))

Çingeneler Zamanında Kaybolmak

En büyük tutkularımdan biri aslında müzik ve ne olmadan yapamazsın deseler ilk sıralarda kendine yer bulur.  Hani böyle etrafta kulaklıkla gezen sürekli müzik dinleyip bunu dinledin mi diye soranlar var ya evet işte itiraf ediyorum o benim :))) Her durum her mod için bir playlistim var. Bu yüzdendir ki hayatta en sinir olduğum soru ne tarz müzik dinlersin ? Hiç belli etmem ama bu soruyu duyunca deliriyorum. Her tarzın ayrı keyfi var insan niye birini seçmek zorunda kalsın ki ;)) Belki de ben seçemediğim içindir. Bana anneni mi babanı mi daha çok seviyorsunla es değer bir soru :)) Buna rağmen fark ettim ki sayfamda 'Ne Dinliyorum' bölümünde hiç yazı yok. Tam anlamıyla skandal !!!
Mor Karbasi

Duyduk Duymadık Demeyin Mimlendim !!!!! ''Ben Çocukkennn '

Hepimiz günlük hayatımızda ara ara ben çocukken diye başlayan cümleler kurarız. Mutlaka verecek örneklerimiz, yaptığımız komiklikler, gariplikler vardır :))Bende dolu dolu hikayeler var ara ara yazıyorum ;)) Ama bugün hangilerini secip yazicam ben de bilmiyorun akisa biraktim :))) Severek takip ettigim canayakin Deep sayesinde bende blog camiasında ilk defa mimlendim ;)) Bir heyecanlandim şimdi ben çocukken diye başlayıp ayrı telden çalarsam acemiliğime verin gülüp geçin lütfen :))) 

Her Pazartesinin de Suçu Yok :))

Sanmasınlar ki bu yazımda pazartesi sendromuna atıflarda bulunacağım :) Bana sorsanız pazar gibi güzel bir günün ardından pazartesi gelmemeli orası ayrı :)) Ben sabah erken saatlerde işe başlayan biriyim. Kesintisiz okuldan sonra iş hayatında altı yılımı doldurdum. Sayısız pazartesi vardır ki hala birbirimize alışamadığımız, karşılıklı olarak sorguladığımız, benim onu, onun beni suçladığı :)) Bu hafta cumartesi biraz yorucu geçtiği için pazarı genel olarak uyuyarak geçirdim. Cumartesiyi direk pazartesine bağlayınca sendrom olmuyormuş. 

Her Şeyin Başı Blog

Bu yazımda benim gibi blog yazmaya yeni başlamış ya da daha eski olup belki hala bir şeyler atladığını düşünen blogger arkadaşlarıma yardımı olacağını düşündüğüm bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Blog açmaya karar verdiğimden beri öncelikle bir sürü blog okumaya ve bu konu ile ilgili yazılmış, bana yardımı olacağını düşündüğüm, elime geçen her şeyi okumaya başladım. Bu esnada arkadaşımın bana tavsiyesi üzerine Salih Seçkin Sevinç'in benim gibi acemileri düşünerek kaleme aldığı ''Her Şeyin Başı Blog'' adlı kitabı okuma fırsatı buldum.

Yeşil'in Elli Tonu ''OLYMPOS''

Herkesin yaz planları yapmaya başladığı şu zamanlarda ben baya yıllık izinlerimi bitirme noktasına geldim sayılabilir. Ancak yıllardır olduğu gibi 19 Mayıs'da Olympos'a gitmeme fikri benim için düşünülemezler arasında diyebilirim :)) Üstelik oraların en güzel zamanı Mayıs ayı oluyor. Deniz çok ısınmamış, etraf çok kalabalık değil ve ateş başında oturma durumları geçerliliğini hala koruyor :)) Yani yazın kim nasıl otursun Antalya sıcağında ateşin başında :)))

Olympos

Büyüğüm Ben Çokluklar Var İçimde...

Otuz yaşıma yaklaştığim son gunlerde zaman daha mı hızlı mi geciyor derseniz belki öyledir. Zamandan öte daha hizli giden çok şey var gibi... Çocukluğumdan beri kendini zorlayan ne istediğini sorgulayan bir Nilay vardı. Hep bir arayış hep bir gitme isteği. Küçüklüğümden beri bu iki isteği yenebildin mi derseniz galiba hiç yenemedim. Değişen tek şey bu isteklerin artık yoruyor olması sanırım. 

İnsanın Bir Kardeşi Olmalı Hayatta :)

Bir insanın daha doğmadan hayatının güzelleşmesi için bir sebebi olur mu sorusunu hiç düşündünüz mü bilmiyorum ama benim için bu sorunun cevabını düşünmeme gerek kalmadan gözümün önünde, yanımda olmasa da kalbimde apaçık duruyor. Yani ben hayata sıfır ile değilde hep +1 ile başlamışım.Sonrasında her ne kadar eksilerim olsa da hep +1 ile her durumun üstesinden gelebilmişim.

Bir insanın ablası için söyleyebileceği en anlamlı sözler nedir derseniz bunu kelimelere sığdırabilmem gerçekten mümkün değil. Bir çoğumuz için de böyledir. Bugün canımın, hayatımın akış kaynağının, ilahi akıştaki yolculukta beni toplarıyla yalnız bırakmayan :)) düştüğümde kaldıran, kaldırdığında düşürebilen, ağladığımda güldüren, güldüğümde ağlatan :p (evet arada bunları da yapar :p ) herşeyimin doğumgünü.

Blog Keşif Etkinliği :))))

Blogumda yayın yapmaya başlayalı henüz çok kısa bir zaman oldu :)) Bu zaman içerisinde bir çok blog keşif etkinliğine katıldım. Bu sayede bir çok iyi blog takip etmeye başladım. Aynı şekilde beni de takip eden arkadaşlarım oldu :)) Aslında çok yeni olduğum için böyle bir etkinlik yapmayı planlamıyordum. Ancak dün mağlum hıdrellezdi ve benim dileklerimden biri de daha çok kişiye ulaşabilmekti. O yüzden sıcağı sıcağına böyle bir etkinliğe başladım umarım katılımı çok olan bir etkinlik olur ve herkesin yeni bloglar tanımasına faydası olur :))


Bu Dilek Bu Sene Olacak !!! ''HIDRELLEZ''

Şimdi zaman dilekleri hazırlayıp gül ağacı bulup, ateşten atlama zamanıdır :)) Yeniyıl'a girerken dileyip hala olmayan dileklerimiz varsa kaderi suçlamak için henüz çok erken :))) Ne demişler o kader buraya gelecek!!! O dilek bu sene olacak :)) Kimilerine göre batıl inanç olarak gelebilir ama bazı inanışlar çok eğlenceli. İnansak ne kaybederiz ki :)) Hem ya olursa :))


Festival'in Habercisi Mayıs Ayı

Bu yıl tüm organizasyon şirketleri anlaşmış sanki kışın çok sıkılmış da yazı bekleyememiş gibi bir halleri var. Öyle ki Mayıs ayını bildiğin bir festival şölenine dönüştürmeyi başardılar. Aynı gün iki ayrı yerde festival olma durumları falan insana noluyoruz dedirtiyor :) İyi hoş sonuçta benim gibi festival insanları mutlu ama insan düşünmeden de edemiyor her şeyi bu ay yaparsak bütün yaz sıkıntı yaşamayalım :)) Öyle olsun istemem bana zor olur umarım bütün yaz için planlama böyle gider :))

Bu Sokak'ta Festival Var !!!

İstanbul'da bazı sokakları gezmesi görmesi gerçekten çok keyifli. Tasarım ürünlerin satıldığı değişik dekorasyonlara ev sahipliği yapan butik dükkanları olsun, ruhsuz gibi duran sokakların duvarlarına yapılan rengarenk graffitiler ile birlikte buraları gezerken sokaklar, içinden çıkmak istemeyeceğiniz bir yer haline geliyor. Karaköy'e gidenler bilir henüz gidemeyenler için ise böyle yerlerden biri diyebiliriz. Her gittiğimde yeni açılan mekanları, farklı organizasyonları ve sokaklarda ki kalabalığı ile bizim için yaşayan, yenilenen yerlerden. 

Uluabat Göl'ünün Şirin Kıyısı: ''GÖLYAZI''

Haftasonu gezimin son uğradığımız yeri Gölyazı'ydı. Burası için tam bir balıkçı köyü diyebiliriz. Köye girerken köprüsü, girişte ki çay bahçesi, gözleme yapan kadınlarıyla dolu dolu olan ufacık bir yerleşim yeri burası :)) Yer yer sular altında kalmış ağaçları, rengarenk tekneleri cana yakın insanları gözleme kokan sokakları hepsi o kadar güzel ki uzun bir süre orada kalabilirsiniz. Hele bir gün batımı var ki sürekli izlemek isteyebilirsiniz. Sokakta ki kediler, havada uçan leylekler, etrafta kendi halinde gezinen kazları evett burası böyle bir yer. İstanbul'a huzurlu bir ara vermek için büyük bir sebep denebilir burası için :))

Mudanya'dan Geçtim Tirilye'ye Vardım :))

Daha önce Mudanya'da başladığım günübirlik haftasonu gezime Tirilye'ye geçerek kaldığımız yerden devam ediyorum :))) Normalde haftasonu bu kadar yürüdüğüm ve yol gittiğim zaman pazartesi ''Ofis de Zor Anlar'' adlı bir yazı paylaşma isteği yaşardım. Ama bu gezi bir şekilde dinlendirici oldu biraz da eğlenceli geçti bundan mıdır bilinmez bu tarz duygular içerisine hiç girmedim. Haftasonu'nu verimli kullanmanın verdiği huzur da olabilir sanırım :))

İstanbul'a Küçük Bir Ara İlk Durak ''Mudanya''

Sıcakların artık kendini hissettirmesi ile birlikte yakın yerlere kaçayım, biraz gezeyim, yeni yerler göreyim zamanları artık başladı. Artık tek sorunumuz bu hafta sonu nereye gitsem, ne yapsam olabilir. Yani tabi ki tek sorunumuz bu olmayacaktır ama en azından kendimizi iyi hissettiğimiz yerlerde olsak, İstanbul'dan da çok uzaklaşmayıp yakın yerler de olsak fena olmaz sanırım. Bende tam bu saydığım sebeplerle biraz da fotoğraf çekebilmek için bu hafta sonu günübirlik Mudanya-Tirilye ve Gölyazı'yı kapsayan kısa bir gezi yaptım. 

Küçük Çarpılar Büyük Mutluluklar : Kanaviçe

Son zamanlarda herkesin içine biraz anne, biraz teyze kaçmışcasına eskiden ya anne bunları yapma kullanmam dediğimiz her ne varsa yapıp kullanmaya başladık. Kendimden biliyorum herşeye ne gerek ne var niye uğraşıyorsun emeğine yazık diyerek anneme bır bır edip duruyordum. Şimdiler de anne bunu nasıl yapıyorsun, nasıl oluyordu diye sürekli sorular soruyorum :)) Eski değerleri kaybetmemek için ya da her şey çok makinalaştı ve ruhunu kaybetti diye mi bilinmez ama Kanaviçe son zamanların en popüler el işlerinden biri haline gelmeyi başardı. Daha önce nisan ayı etkinliklerinde duyurduğum minimint bahar atölyesine katıldım.

Tasarım:Sawako Kuronuma