Bir Küçük Peynir Meselesi !!! Amsterdam :))

Yine gezip görüp geldiğimiz, değişik hikayeler biriktirdiğimiz hatta yazımıza isim veren hikayelerle dolu bir geziyle döndüm. Hatta kısa süreliğine de olsa tatil sezonunu kapattım diyebilirim. Ben gezerken hava sıcak olsun mümkünse :) Amsterdam'ın kışa giriş hali bile beni biraz tedirgin etti diyebilirim :)) Ben bileti alırken Eylül ayıdır dedim güzel olur dedim ama her Eylül bizim buralara benzemiyormuş :)


Rakı sofrasında bilet almaya karar verince soğuk aklına gelmiyor ki insanın :) Doğum günümü Amsterdam'da kutlar mıyız kutlarız diyerek bilet alınca gidince bir üşüme geliyor :)) Bayram tatiline denk geldiğini bile sonradan fark ettik :) Bu da bizim için bonus oldu diyebilirim. Yıllık izinler suyunu çekmişken bir tebessüm ettirdi güldürdü :))


Uçak biletimizi aylar öncesinde almış olmamıza rağmen geri kalan planlama konusunda çok başarılı olamadık. Kalacak yeri son dakika içerisinde ayarlayarak biletten elde ettiğimiz tüm kazancı eve yatırdık diyebilirim :) Kalacağımız yeri Airbnb'den ayarladık, merkeze ortalama uzaklıkta bir yerde kaldık. Fiyat olarak diğer uçuk fiyatlara göre uygun ama normale göre pahalı bir yerdi. Zaten evde çok vakit geçiremeyeceğimiz için ufak temiz bir yer olsa yeter diye düşündük. Gerçi hiç düşündüğümüz gibi olmadı tabi bu durum :)


Zaten tshirt ile gezdiğimiz ülkemizi geride bırakıp bot mont olayına girmenin bir hüznü var evi arıyoruz. Evi bulduk kanal manzaralı alt katında barı var gayet güzel insanlar eğleniyor biz de yavaş yavaş moda giriyoruz tatildeyiz yehuuuu şeklinde :)) Evini kiraladığımız arkadaş geldi bizi eve çıkaracak kapıyı açtı ben herhalde daha önce bu kadar dar ve dik merdiven görmedim diyebilirim. Hani parmak ucunda çıktım desem yeridir. Ama hala motivasyon yüksek tabi tatil yeni başlamış :)


Eve bir girdik minnak bişi şirin mi deseniz salon ehhh işte durumunda, temizlik kısmına değinmek istemiyorum zaten :) Manzara iyi yani ama içerisi buz gibi tabi biz evi kiralarken bunlara hiç dikkat etmedik :))) Evi bize kiralayan çocuğun çat pat İngilizcesi ile doğal gaz sobası vs.nin nasıl çalıştığını anlamaya çalıştık. Anlamasına anladık da sonrasındaki günlerde çalıştırdık mı çalıştıramadık :) Ama çok takılmamaya çalıştık ev ile ilgili olumsuzluklara attık kendimizi dışarılara :) İlk gün ulaşım için ne yapacağımıza karar veremedik. Çünkü ulaşım olarak Amsterdam City Kart vs. gibi olanaklar var. Eğer deli gibi bütün müzelere giricem bisiklet kullanmak istemem derseniz bu kart tam size göre ama onun dışında verdiğiniz parayı çıkarmanız biraz zor. Biz ise yeni bir yeri keşfetmenin en güzel yolu yürümek dedik düştük yollara :)) Yürürken farkına varamadık ama o kadar yorulmuşuz ki akşam pert durumdaydık. Ertesi gün dedik böyle olmaz bisiklet kiralayalım :) Sokaklar o kadar güzel ki otobüslere bağlı kalmak istemedik.


Zaten her yer de bisiklet var, bisikleti bırakacak yer bulamıyorsunuz. Orada yaşayan insanların ulaşım aracı bisiklet olduğu için yollarda dikkat etmekte fayda var. Sağa sola bakıyım derken başınıza bişey gelme olasılığı çok yüksek :) Yani en azından  bizim bir trafiği kilitleme durumumuz oldu :) Bisikleti kiralama fiyatları genel olarak her yerde aynı. Günlük 15€, iki gün 25€ üç gün 35€ gibi bir fiyatı vardı. Aynı zamanda aklınızda olsun depozito olarak 25€ alıyorlar. Ancak otellerden kiralamak daha mantıklı olabilir. Normal bisikletçiden kiraladığınızda erken kapandığı için akşam 7 gibi teslim etmeniz gerekiyor. Otellerde akşam 11'e kadar kullanabiliyorsunuz.


Şunu da söylemek istiyorum ki Amsterdam'a giderseniz kesinlikle bisikletle gezin sokak sokak beğendiğiniz her sokağa girin, durun bir gezin nefes alın belki biraz üşüyün ama sokaklar gerçekten çok güzel. Başta söylediğim gibi biz bir plan yapmadık canımız nereye istersek bisikletimizi oraya sürdük. Çok fazla müze var hepsini gezebilmek için orada yaşamanız lazım bana göre :) O yüzden biz bisiklet ile fıldır fıldır gezdik :)


Biz böyle geziyoruz her şey güzel şansımıza hava hafif soğuk ama neyse ki güneş hiç terketmedi bizi :) Olabildiğince evde az vakit geçirmeye çalışıyoruz. Artık son iki güne girmişiz akşam gezdik gezdik eve geliyoruz. Mutfakta da bu arada peynir vs. yiyecek şeyler var bunu da belirtmek isterim. Neyse ben kapıyı açtım tıkır tıkır sesler geliyor mutfaktan. Hani mutfakta biri mi var durumu var ya işte bire bir aynısı :) Neyse ışığı da açmadık yanımda kızlar var diyorum sakin olun ışığı açınca korkmayın. Hani böyle yazıya dökünce çok saçma geliyor evet farkındayım :) Korkmayın demek de nedir yani :) Işığı açtık ve tabi ki beklenen son oldu ve korktuk :) Dış kapıyı açtığımız gibi kısa koridor ile mutfağa varıyoruz ve ne kadar küçük olursa olsun bir farenin önümüzden geçmesini sakinlikle karşılayamadık. Dönmemize o akşam dahil iki akşam var ve evde fare varrrrr :)


Eve girdik hepimiz koltuktayız kimsenin ayakları tabi ki yerde değil. Yerden yüksekte misali havadayız kimse tuvalet mutfak kullanmıyor. Susadik görmezlikten geliyoruz. Napıcaz diyoruz ben diyorum yapıcak bişi yok otele gitsek her yer dolu, doluyu geç pahalı ee uykumuz var. Hooopp bir yandan havada çocukluk hikayeleri dolaşıyor. Ne kadar büyüsen de bitmez o hikayeler :) Yok fare kulak yer, yok eşya yer, yok zehirler ölürüz falan :)) Ben uykuya yenik düştüm fare falan dinlemedim yattım uyudum. Bizim kızlar geceyi öyle uyumadan bir yere kadar geçirmişler ve airbnb'yi, evi kiralayan çocuğu arayarak durumu toparlayıp iki günlük paramızı almayı başarmışlar :) Sabah kalkıp bu haberi almak mis gibi oldu. Evden çıkıp otele yerleşmemiz var sanırsınız evsizlikten çıkmışız. Hele bir de otelden çıkmamız var parlıyoruz öyle böyle değil :))

Kışa bu kadar erken girmese, soğuk olmasa eeee bir de fareleri olamasa valla ben oraya yerleşir yaşarım. Her yere bisiklet ile gidiyorsun nereye istesen 15 dakika da ordasın evler desen film seti gibi tamam biraz dar falan ama güzel yani :) Ama diyorum ya soğuk bana göre değil :) Ben dört mevsimi yaşıyım mümkünse ama yani ben Eylül kızıyım. Sonbahar'da kışı yaşayamam lütfen bana böyle şeylerle gelmeyinnnn :))


Yukarıda ki foto Rembrand Meydanı bilmiyorum niye ama ben burasını çok sevdim :) Daha önce söylediğim gibi Amsterdam'da her yer müze hepsini gezmek bence mümkün değil. Gezmeli mi yaniiiii :) Bişi diyemicem müze gezmesini seviyorum ama sokaklar bu kadar güzelken bilemiyorum :)

Evet gelelim ben nereleri gezdim, nereleri görelim, nerelere gidelim...

İlk sırada sokaklar olabildiğince sokaklara girin gezin durun havasını soluyun..

Sonrasında bence Van Gogh'a kesinlikle gitmelisiniz. O kadar güzel ki saatler harcayabilirsiniz. Gitmeden önce online olarak biletinizi alın. Yoksa baya sıra bekleyebilirsiniz. Bilet almak için sitesini ziyaret edebilirsiniz.

İçeride fotoğraf çekmek yasak zaten o güzel eserlerin fotoğrafları aynı etkiyi vermez gidin görün...

Benim en eğlendiğim yerlerden biri de Madame Tussauds :)) Yani daha önce gezdiyseniz gerek yok tabi ama eğlenceli :)


Zaten fotoğrafları görünce eğlendiğimi anlarsınız ama o değil de bence Justin'le çok yakışıyoruz :p Evet sizde gittiğinizde böyle fotolar çekilebilirsiniz :)) Giriş 20€ gibi bir fiyat ama bence kapıda almayın öncesinde alın biletlerinizi turist info'ların olduğu yerden bile bilet alarak girseniz sırada beklemezsiniz. 


Daha sonrasında genelde Heineken Experience öneriyolar ama biz katılmadık ilginizi çekerse katılabilirsiniz :)) Fiyatı 16€ gibi bişiydi ama dedim ya biz sokakları çok sevdik :)) Nazan Öncel şarkısı gibiyim Ben Sokak Kızıyım :p

Biliyorsunuz yel değirmenleri meşhur şehrin yakınlarında bir De Gooyer var başka da kalmamış zaten :)) Nesi meşhur olmuş anlamadım. Ama buraya gidin mutlaka çünkü yel değirmeninin altındaki yerde kendi yapımları biraları satıyolar gerçekten lezzetli fiyatlar falan da baya uygun :) Bisiklet ile gidebileceğimiz mesafede. Bir de Damrak'ta olan yel değirmenleri var orası biraz uzak biz onu tam anlayamadığımız için gidemedik. Vaktiniz varsa gidin fotoğraflar baya güzel gözüküyor.


Evet onun dışında Spui var en meşhur meydanlarından mutlaka gidin tabi zaten bana kalsa her yol oraya çıkıyor. Nasıl oluyor hala anlamış değilim ama nereye gitmek istersek bir şekilde önce bu meydana sonra asıl gidiceğimiz yere gittiğimiz için günde 5 kere buraya bisikletle gelmiş olabiliriz :))

Museumplain zaten mutlaka gidiceğiniz yerler arasında yer alıyor. Meşhur Iamsterdam yazısı burada yer alıyor. Vah gogh muzesi de burada yer alıyor burada bir sürü müze var. Bisikletle geçerken sağa sola bakın ilginizi çekene girin dirim. Böyle diyorum çünkü işkence müzesi bile var. Hani burayı niye gezersiniz bilemem ama belki merak edersiniz diye söylüyorum :)))

Yine buraların yakınlarında Vondelpark var ve bence gerçekten çok keyifli bir yer hele baharda gidilse nasıl olur bilemiyorum :)) 


Bunun dışında lalesi meşhur ve lale soğanları gerçekten soğan yani :) baya baya soğan fotoğrafta gördüğünüz gibi :))

Aynı zamanda Amsterdam'da siz de gezerken fark ediceksiniz her yerde sokak pazarları var. Biz nerde varsa pazar hepsini gezdik diyebilirim. Pazar'ları da çok keyifli gitmişken gezmemezlik etmeyin.


Alışverişlerinizi yaparken Alberheijn'i es geçmemeniz gerekir baya uygun fiyatlar. Hatta peynir falan alıcaksanız bence buralar en uygun fyatların olduğu yerler denebilir :))

Hediyelik eşya fiyatlarını sorarsanız genel olarak her yerde aynı gibi fiyatlar arasında çok da büyük bir fark yok. Şurada daha uygun diyemem açıkçası....

Onun dışında gezilecek yerler arasında Red Light falan var gezdim gördüm evet ama yine de benim dünya görüşüme ters her ne kadar meşhur olursa olsun devletin böyle bir yolu tercih edip, benimseyip desteklemesini ve bunu turizme ortak etmesi ne kadar doğru bilinmez... Kafada deli sorular işte..

Ve son olarak orada yaşayan arkadaşımız sayesinde keşfedebildiğimiz güzel yerlerden biri Dam meydanında olan Focking!!!! Buraya mutlaka gidin güzel likörlerinden için ve yanında bira ile tabi ki:)) Hatta bence alın benim valizimde yer kalmadıği için alamadım ama vişneli likörlerinde aklım kaldı alamadığım için bir üzülmedim desem yalan olur. Bir daha gidersem mutlaka alır getiririm :))

Benim gezi hikayem de böyle işte :)))

Siz daha güzel hikayelerle ayrılırsınız umarım :))

Keyifli Tatiller :))

Herkese iyi haftalar :))

Instagram hesabım : lifeofnill



6 yorum:

  1. ne kadar güzel fotoğraflar bunlar böyle :) okurken alıp gitti beni yazın, gezmiş kadar oldum canıımm :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sevindim beğenmene :)) teşekkür ederim güzel yorumun için ;)))

      Sil
  2. Gezi yazılarına bayılıyorum ya. Umarım bende bir gün daha geniş gezi yazısı yazabileceğim bir ülkeye gidebilirim.. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyorum beğenmene çok sevindim umarım sen yazarsın bende okurum keyifle :))

      Sil
  3. Merhaba, bloğunuzu çok beğendim. Böyle bir bloğa sahip olduğunuz için sizi kutluyorum.
    Sizi kendi bloğuma davet etmek isterim. Nurselin Mutfağı
    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyorum bende ziyaret ediyorum blogunuzu :))

      Sil

Tasarım:Sawako Kuronuma